Minik insanlara, sürpriz var

Minik insanlara, sürpriz var

Uçsuz bucaksız yeşilliklerin arasında yürümeye başlıyorum, eşlik eden ağaçlar sanki konuşuyor benimle, yüzüme hafiften vuran ise, kıskanç bir rüzgar. Köyün hastanesine doğru, çantamda minik insanlar için kıyafetler var. Sürpiz yapma zamanı. Bir film sahnesindeyim sanki, yolda karşılaştığım her insan önce ten rengimden dolayı şaşırıyor sonrası gülümsüyor.
Yol kenarında eski kıyafet ve meyve satan kadınlar var. Sessizce satış yapmayı bekliyorlar, turist olmamdan faydalanıp rahatsız etmek yok. Hastaneye yaklaştıkça kalabalık artıyor, geniş demir bir kapıdan içeri giriyorum, karşılamasını beklediğim doktor yok bir an “beni nasıl tanıyacak ki ” diye endişeleniyorum derken kendime çabuk geliyorum. Tek *mizungu benim. Gerçi boşa beklediğimi bir kaç dakika sonra anlıyor ve direk kendisinin yanına hemşirelere sora sora gidiyorum.
Uzaklarda, samimi ve sıcak kanlı insan bulmak çölde vaha bulmak gibi. Odasında hala hasta varken beni doktor olarak tanıştırıp yanına oturtuyor. Bir süre sonra yeni doğum ünitesini ziyaret etmek için birlikte yola çıkıyoruz, muhteşem bir hastane düşlemeyin, anneler ve bebekler çimenlerde sıralarını bekliyor. Kimileri o kadar halsiz ki zorla gülümsemeye çalışıyorlar. Çantamdan çıkan her kıyafeti bedenlerine göre annelerine vermeye başlıyorum.
Şaşırıyorlar, bir an korkuyorlar sonrası gülümsemeye bırakan bir teşekkür yüzlerinde beliriveriyor.
Eve döndüğümde, kızlar çoktan okuldan dönmüş dört gözle beklenmekteydim.
Ve evet, alışmaya başladığım bir Uganda var.
Next Post:
Previous Post:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir